Kadın Emeğini Öğütmek Üzerine Kurulan Bir İktidar Rejimi:
Yoksullaştırma, Güvencesizlik, Görünmezlik
I. 8 MART’IN EKONOMİ-POLİTİĞİ: EMEK, SÖMÜRÜ VE KADININ TARİHSEL KONUMU
8 Mart, kapitalist üretim ilişkilerinin cinsiyetlendirilmiş yapısını açığa çıkaran tarihsel bir kırılma hattıdır. Kadın emeği, modern kapitalizmin kuruluşundan itibaren yalnızca üretim sürecinin girdisi olarak değil, toplumsal yeniden üretimin, bakımın, duygusal emeğin ve kuşaklar arası sürekliliğin asli taşıyıcısı olarak sömürülmüştür. Ücretli emek alanında düşük ücret, kayıt dışılık, esnek çalışma ve sendikasızlaştırmayla kuşatılan kadınlar; ev içi alanda görünmeyen, karşılıksız ve toplumsal olarak değersizleştirilen bir emeği omuzlamak zorunda bırakılmıştır. Bu ikili sömürü rejimi, erkek egemen ilişkilerle kapitalist üretim biçiminin tarihsel ittifakının en somut sonucudur. Doğal olarak 8 Mart’ın siyasal anlamı tam da burada ortaya çıkar: Kadınların emek mücadelesi, başlı başına bir ücret talebi değildir. Bugün kadın mücadelesi aslında toplumsal yeniden üretimin kime ait olduğu, bakım yükünün kim tarafından ve nasıl taşınacağı, yurttaşlığın kimler için gerçek anlamda eşitlik kazanacağı sorularına doğrudan yanıt üretecek bir noktaya doğru evrilmektedir.
Bu mücadele hattı; istihdam rejiminin, sosyal politika tercihlerinin ve bölüşüm mekanizmalarının yeniden tanımlanmasını zorunlu kılar. Zira ücretli emek piyasası, bakım ekonomisi, sosyal politika mimarisi ve gelir bölüşümü aynı yapısal bütünün parçalarıdır. Bu alanlar arasındaki ilişki, emeğin nasıl örgütlendiğini, yeniden üretildiğini ve maliyetlerinin nasıl paylaştırıldığını belirler. Dolayısıyla kadınların çalışma hayatındaki konumu, mevcut ekonomik yapının hangi toplumsal maliyetler üzerinden sürdürüldüğünü somut biçimde görünür kılan ana ideolojik hattır.
Bu hattın en görünür sonucu, kadın emeğinin sistematik olarak silikleştirilmesidir. Bu süreç, neoliberal politika setleriyle kurumsallaşmaktadır. Üretkenlik; yalnızca piyasa içinde ölçülebilen faaliyetlere indirgenirken, yaşamı sürdüren bakım, duygusal emek, toplumsal dayanışma ve kuşaklar arası yeniden üretim değersizleştirilir. Bu durum, kadınları ekonomik bağımlılık ilişkilerine mahkûm eden yapısal bir eşitsizlik üretir. Emek piyasasında esnekleşme, parçalı istihdam, güvencesizlik ve platform ekonomisinin yaygınlaşması, bu eşitsizliği daha da derinleştirir. Kadınlar, düşük ücretli hizmet sektörlerinde, bakım zincirlerinin en kırılgan halkalarında yoğunlaşırken, sosyal güvenlik sistemlerinin dışında bırakılmakta, yaşlılıkta yoksulluk riskiyle karşı karşıya kalmaktadır.
Her ne kadar emek mücadelesi, tarihsel olarak erkek işçi figürü üzerinden temsil edilmiş olsa da, kapitalizmin kriz dönemlerinde en ağır bedeli ödeyenler her zaman kadınlar olmuştur. Krizler, kadın emeğini yedek işgücü olarak piyasaya sürmekten çekinmezken; toparlanma dönemlerinde ise ilk gözden çıkarılan yine kadın emeği olmaktadır. Bu dalgalı istihdam rejimi, kadınların yaşam güvencesini yapısal olarak kırılganlaştırmaktadır.
II. CUMHURİYET AYDINLANMASI VE KADININ KURUCU ROLÜ
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yürütülen devrim hareketi ve nihayetinde bugün 103 yaşına ulaşan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi bir rejim değişikliği olduğu kadar, toplumsal zihniyetin yeniden inşasını da öngören bir aydınlanma projesidir. Bu projenin merkezinde kadın vardır. Cumhuriyet, kadını kamusal alanın edilgen bir unsuru olmaktan çıkararak yurttaşlığın öznesi haline getirmiştir. Eğitim hakkı, medeni hukuk reformu, siyasal temsil hakkı, çalışma yaşamına katılım, laik hukuk düzeni; tümü kadının birey olarak tanınmasının kurumsal temellerini oluşturmuştur. Cumhuriyet aydınlanması, kadınsız bir modernleşme tahayyül etmemiştir; tersine, kadın özgürlüğünü toplumsal ilerlemenin asli ölçütü olarak kabul etmiştir. Bu yönüyle Cumhuriyet, kadın üzerinden kurulan bir toplumsal eşitlik tahayyülüdür. Atatürk’ün öncülüğünde hayata geçirilen toplumsal sözleşme bu bakımdan çok önemlidir.
III. NEOLİBERAL MUHAFAZAKÂRLIK VE KADIN EMEĞİNİN TASFİYESİ: AKP DÖNEMİ
Geride kalan 23 yılda AKP iktidarı, Cumhuriyetin kamucu ve aydınlanmacı mirasını aşındıran kapsamlı bir ideolojik yönelim üretme niyetinden hiç vazgeçmedi. Bu bağlamda neoliberal ekonomi politikaları muhafazakâr toplumsal mühendislikle iç içe geçirildi; sosyal devletin kamusal kapasitesi daraltılırken kadın aile merkezli bir rol modeline sıkıştırıldı. Kamusal hizmetlerin geri çekilmesi, piyasanın genişlemesi ve bakım sorumluluğunun ticarileşmesi, kadın emeğini sistematik biçimde görünmez kıldı. Bu yönelim, yalnızca ekonomik tercihlerden ibaret kalmayarak, toplumsal cinsiyet rejiminin yeniden inşasını hedefleyen sekiz eksenden oluşan bütünlüklü bir ideolojik hat da üretti.
AKP iktidarı, birinci eksende, sosyal hizmetleri piyasalaştırdı. Kreşlerin, yaşlı bakım merkezlerinin, engelli destek ağlarının kamusal kapasitesi daraltıldı. Bakım hizmetleri deyim yerindeyse özelleştirildi. Bakımın kamusal sorumluluk olmaktan çıkarılması, kadınların istihdama süreklilik içinde katılımını zorlaştırdı. İşgücü piyasasında kopuşları kalıcı hale getirdi. Kadın emeği kesintili, güvencesiz ve düşük ücretli işlere mahkûm edildi. Kamusal altyapının zayıflatılması, kadınların yaşamı üzerinde doğrudan ekonomik baskı üretti. Bu baskı iktidar tarafından kadınların kontrol altına alınması adına siyasi bir aparat olarak kullanıldı. Bugün iktidarın CHP’li Belediyeler tarafından açılan, işletilen ve yaygınlaştırılan çocuk bakımevlerine karşı düşmanca tutumunun ana sebebi budur. İnşa edilen siyasi mimari, CHP’li Belediyelerin kamu anlayışıyla yerle bir edilmektedir.
İkinci eksen, esnekleşme politikalarıdır. Parçalı istihdam biçimleri, uzaktan çalışma, çağrı üzerine iş modelleri, platform ekonomisi yaygınlaştırılmış; emek piyasası kuralsızlaştırılmıştır. Bu dönüşüm kadın emeğini daha kırılgan hale getirmiştir. Sendikal örgütlenme alanları daralmış, toplu pazarlık gücü zayıflamış, sosyal güvenlik bağları kopmuştur. Kadınlar özellikle hizmet sektöründe güvencesizliğin yoğunlaştığı alanlara sıkışmıştır.
Üçüncü eksen, sosyal yardımların siyasal sadakat mekanizmasına dönüştürülmesidir. Hak temelli sosyal politika anlayışı terk edilmiş; yardımlar hiyerarşik bağımlılık ilişkileri üzerinden dağıtılmıştır. Kadınlar yurttaş olarak hak talep eden özne konumundan çıkarılmış, yardım alan pasif figürlere indirgenmiştir. Bu yaklaşım kadınların siyasal özneleşmesini zayıflatmış, kamusal alandaki görünürlüklerini törpülemiştir.
Dördüncü eksen, muhafazakâr aile ideolojisinin kurumsallaştırılmasıdır. Kadın kamusal birey olarak tanımlanmak yerine annelik ve bakım rolleri üzerinden yeniden kodlanmıştır. Eğitim politikaları, müfredat içerikleri, medya dili ve kamu söylemi bu ideolojik çerçeveyi yeniden üretmiştir. Kadının bedeni, yaşam tercihi, çalışma hakkı siyasal iktidarın müdahale alanına taşınmıştır.
Beşinci eksen, kadın istihdamının niteliksel erozyonudur. Niceliksel artış söylemleri üzerinden sunulan istihdam politikaları, güvenceli çalışma standartlarını güçlendirmemiştir. Düşük ücret, kayıt dışılık, yarı zamanlılık ve taşeronlaşma yaygınlaşmıştır. Kadın emeği üretken sektörlerden dışlanmış, hizmet ve bakım zincirlerinin alt halkalarında yoğunlaşmıştır.
Altıncı eksen, sosyal güvenlik sisteminin kapsayıcılığının daraltılmasıdır. Ev içi bakım emeği tanınmamış, kadınların prim günleri kesintili hale gelmiş, emeklilik güvencesi zayıflamıştır. Kadın yoksulluğu yaşlılık döneminde derinleşen yapısal bir risk alanına dönüşmüştür. Sosyal güvenlik bireyi güçlendiren bir hak alanı üretmek yerine maliyet azaltma mantığına terk edilmiştir.
Yedinci eksen, sendikal hakların aşınmasıdır. Örgütlenme önündeki fiili ve idari engeller genişlemiş, grev mekanizmaları daraltılmış, toplu pazarlık gücü gerilemiştir. Kadın emeği sendikal koruma ağlarından koparılarak daha savunmasız hale getirilmiştir. İşyerinde şiddet, mobbing ve ayrımcılık karşısında hukuki koruma zayıflamıştır.
Sekizinci eksen, kamusal temsil alanlarının daraltılmasıdır. Kadınların siyasal karar mekanizmalarına katılımı sınırlı kalmış, yerel yönetimlerde ve merkezi yönetimde temsil oranları artış üretmemiştir. Kadın emeği siyasal gündemde tali bir başlık haline itilmiştir. Toplumsal cinsiyet eşitliği, bütüncül kalkınma politikalarının merkezinden uzaklaştırılmıştır.
Bu çok katmanlı yıkım, yalnızca kadınların yaşam koşullarını ağırlaştırmamış; Cumhuriyetin eşit yurttaşlık idealini de aşındırmıştır. Kadın emeği üzerinden kurulan bu ideolojik daralma, demokrasinin toplumsal zeminini zayıflatmıştır. Zehir ortadadır ancak panzehir de vardır.
Güçlü Kadın, Güvenli Gelecek, Kazanan Türkiye
Türkiye’nin geleceğini kadınların emeğiyle kuracağız. Güçlü yurttaşı, güvenli yaşamı ve kazanan bir ülkeyi, sosyal devletin yeni kuşak mimarisiyle birlikte inşa edeceğiz. Kadınların üretimde, yaşamda ve kamusal alanda tam güvenceli biçimde var olduğu bir toplumsal düzeni büyüteceğiz. Refahı dar bir kesimin ayrıcalığı olmaktan çıkaracak, emeğin değerini ülkenin ortak zenginliği haline getireceğiz.
Bakımı kamusal bir hak ve toplumsal sorumluluk haline getireceğiz. Devlet destekli kreşleri, gündüz bakım merkezlerini, yaşlı ve engelli bakım hizmetlerini ülkenin her bölgesinde yaygınlaştıracağız. Bakım hizmetlerini dijital koordinasyon ağıyla erişilebilir, planlanabilir ve şeffaf biçimde yöneteceğiz. Kadınların zamanını özgürleştirecek, istihdam sürekliliğini güçlendirecek, yaşamı öngörülebilir kılacağız. Bakım alanında yeni ve nitelikli istihdam yaratacak, sosyal hizmetlerin kalitesini ülke genelinde yükselteceğiz.
Kadınların ekonomik bağımsızlığını üretimin merkezine taşıyacağız. Kayıtlı, güvenceli ve tam zamanlı kadın istihdamını büyüteceğiz. Eşit işe eşit ücret ilkesini kamusal denetim mekanizmalarıyla güvence altına alacağız. Kadın kooperatiflerini kamu alım garantileriyle güçlendirecek, üretim altyapılarını, dijital kapasitesini ve finansmana erişimini kamusal desteklerle büyüteceğiz. Kadın girişimciliğini yerel kalkınmanın taşıyıcı gücü haline getirecek, üretimde söz ve karar alanını genişleteceğiz.
Sosyal güvenliği kadınların yaşam gerçekliğine göre yeniden kuracağız. Ev içi bakım emeği veren kadınların sigortalılık haklarını tanıyacağız. Prim destekleriyle sosyal güvenlik kapsamını genişletecek, emeklilik ve uzun vadeli haklara erişimi güvence altına alacağız. Ebeveyn izinlerini eşitlikçi biçimde düzenleyecek, bakım sorumluluğunun paylaşımını kurumsal olarak destekleyeceğiz. Dijital sosyal koruma hesaplarıyla prim, izin, bakım katkısı ve hak geçmişini şeffaf biçimde izlenebilir hale getireceğiz. Yaşamın her döneminde gelir ve hak güvencesini güçlendireceğiz.
Kadınları geleceğin ekonomisinin öznesi yapacağız. Dijital teknolojiler, yapay zekâ, yeşil dönüşüm ve ileri üretim alanlarında ücretsiz ve nitelikli eğitim programları açacağız. Yaşam boyu öğrenmeyi herkes için erişilebilir hale getireceğiz. Kadınların STEM alanlarına yönelimini kamusal teşviklerle artıracağız. Girişimcilik kuluçka merkezleri, mentorluk ağları ve yenilikçi finansman araçlarıyla kadınların üretim kapasitesini büyüteceğiz. Yüksek katma değerli üretimi kadın emeğiyle buluşturacağız.
Dijitalleşmeyi kadın emeği açısından güvenli ve adil bir zemine oturtacağız. Uzaktan çalışma ve platform temelli istihdam alanlarında çalışma sürelerini, sosyal hakları ve denetim mekanizmalarını açık biçimde düzenleyeceğiz. Dijital emek rejiminde gelir güvencesini, örgütlenme hakkını ve zaman egemenliğini güçlendireceğiz. Dijital sendikalaşmayı ve kolektif üretim modellerini destekleyeceğiz. Platform ekonomisinde kadın emeğinin görünürlüğünü ve pazarlık gücünü artıracağız.
Kadın emeğini büyüttükçe toplumsal refahı kalıcı hale getireceğiz. Kadınların istihdama sürekli katılımını sağlayacak, hane gelirlerini güçlendirecek, yoksulluk riskini azaltacağız. Bakım altyapısını güçlendirdikçe işgücü verimliliğini artıracak, kayıtlı istihdamı genişletecek, sosyal hizmetlerin niteliğini yükselteceğiz. Beceri dönüşümünü yaygınlaştırdıkça üretim yapısını yüksek katma değerli alanlara taşıyacağız. Sosyal koruma mimarisini güçlendirdikçe ekonomik dalgalanmalara karşı toplumsal dayanıklılığı artıracağız.
Güçlü kadınla güvenli geleceği birlikte kuracağız. Güvenli gelecekle kazanan Türkiye’yi kalıcı hale getireceğiz. Kadınların emeği özgürleştikçe demokrasi güçlenecek, toplumsal güven derinleşecek, refah genişleyecek. Türkiye’yi emeği büyüten, yurttaşını güçlendiren ve geleceğini birlikte kuran bir ülke haline getireceğiz.
Biz hazırız.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yap ya da üye ol.
Henüz yorum yapılmamış.